Bir kaç gündür bahsetmek istediğim güzel konular var fakat yoğunluk yüzünden bir türlü fırsat bulamıyorum. Özellikle 7-8 aylık bir ayrılıktan sonra tekrar bilgisayarıma kavuşmuş olmak hem kolaylık sağladı hem de zorluk çıkardı. Kolaylık sağladı çünkü gerekli tüm notlarım, projelerim ve gerekli yazılım ortamlarım bilgisayarımın içinde, zorluk çıkardı çünkü yapılacak bir ton iş çıktı.
İlgisiz ve başı boş kalan projelerim malesef geldikleri konumdan oldukça gerilere gittiler. Bir an önce onları toparlamalı ve oldukları yere getirmek zorundayım. Bu ise benim bayağı bir zamanımı alacak malesef. Neden zamanımı alacağını ve daha fazlası aşağıdaki satırlarda açıklayacağım.
Yazılım işi Paul Graham’ın dediği zanaat işi ve biz yazılımcılar ise dünya üzerinde kalmış son zanaatkarlardanız. Neden mi? Çünkü bizim işimizde “fabrikasyon” veya “sanayi üretimi” diye bir şey yok. Değişik sektördeki zanaatkaların işini şüphesiz sanayinin gelişmesi olumsuz etkiledi. Artık araba yapımı için, müzik aleti yapımı gibi daha önce el ile olan üretimler fabrikalara kaydı. Yazılım sektöründe de oto üretime geçildiği zamanlar gelecek fakat kendine güvenen ve yetenekli yazılımcıların yapabildiklerini hiçbir oto-üretim bandının yapacağını düşünmüyorum.
Bu zamanda bile basit bir mantıkla, Sermaye sahibi tarafından çalıştırılan bir yazılımcı ile kendi projesinde çalışan yazılımcının verimlilikleri oranı 36 kat imiş. Bunun başlıca sebebi kendi projesinde, kendi deyimim ile gerilla kodlama yapan, harikalar yaratan bir yazılımcı hayalindeki projesini satır satır dizerek yükseltmektedir. Konsantrasyon maksimum düzeydedir. Öte yandan bir şirkette çalışan yazılımcı ise var olan süreçleri sanal ortama aktaran ve gerisine karışmayan bir çalışandır. Konsantrasyonu ise orta düzeydedir.
Yazılım firmalarının yapması gereken, çalıştırdıkları yazılımcıların fikir üretkenliklerini arttırıp, kapasitelerini maksimum düzeyde kullanmalarını sağlamaktadır. Bunu başardıkları takdirde, ki proje yöneticisine çok iş düşüyor, şirket verimliliklerini hatırı ayılır düzeyde arttırmış olacaklardır.
Ufak bir tüyo da vermek istiyorum. Çalışanların üretkenliklerini arttırmanın en temel yolu onların refahını sağlayacak düzeyde maaş vermektir. Refah düzeyini sağlamış bir yazılımcı aldığı miktarın fazlasını şirkete kazandıracaktır. Çalışanlarınızın maaşlarından kısacağınız cüzi miktarlar şirkete daha büyük zararlar verebilir. Daha doğrusu daha büyük kazançlardan edebilir.
Bu konu üzerinde araştırmalarda yapılmış. Amerika’da ortalama yılda 200.000$ maaş alan bir yazılımcı çalıştığı şirkete 200.000 $’dan daha fazla gelir sağlıyormuş fakat ortalama 60-90.000$ kazanç sağlayan bir yazılımcı şirketine aldığı kadar katkı sağlayabiliyormuş, yazılımcı vasıfsız ise zarar bile ettirebiliyormuş. Tabii Türkiye’de bu rakamların olmadığı ortada fakat en azından milyonlar kazandıracak bir yazılımın fazla maaş ödememek için yeni mezunlarla ortaya çıkmayacağı da bir gerçek. Türk girişimcilerin bu uyarımı dikkate almalarını ve minimum 3-5 yıllık tecrübeli yazılımcılara 3.000 tl ve yukarısında maaş vermeleri gerekir. Şirketin en temel üretim bandı ve beşeri sermayesi olan yazılımcılara cimrilik etmek, şirkete yarardan çok zarar getirecektir. Yeni mezun 2 tane yazılımcının, 5 yıllık tecrübeli bir yazılımcı kadar fayda etmeyeceklerini bilmeleri gerekir. Günümüzün şartlarını, kullanıcının beklentilerini, projenin yaşam döngülerini ancak projeler içinde yer almış çeşitli sektörlere ürünler sunmuş yazılımcılar bilebilir.
Yukarıda saydığım ortamı sağlayamayacaksanız yazılım işinde hiç yatırıma girmemenizi öneriyorum. Büyük ihtimalle projeler kazanç sağlamaya başlamadan sermayeniz bitecektir.