Kitap

Selam Dostlar,

Hatırı sayılır bir süredir okuyor olduğum Isaac Asimov külliyatını sonunda bitirdim. Açıkçası ilk kitaplarını hoyratça yutarken, bitme potasına girdiğini anladığım andan itibaren, bitmemesi için, okuma hızımı oldukça azalttım. Genelde yapmam lakin çaresizlikten başka yazarlara ait, farklı konularda, 2. ve 3. kitabı eş zamanlı olarak okumaya başladım.

Fakat hayatın kendi devamlılığını dahi temellendirdiği basit felsefenin kabul ettiği gibi bu güzel zamanlar da geçti ve başka güzel zamanlara yelken açtık.

Çok uzun zamandır okuduğum, alıştığım dünyanın bir anda bitmesi beni az da olsa hüzünlendirdi. Hissettiğim duyguyu, uzun zamandır izlediğiniz dizinin final yapması gibi düşünebilirsiniz. Mesela GoT'un.

Neyse, ilgili durağa geldim; metrodan indim ve yürümeye başladım. Yürüyen merdivenlerden dışarı çıkarken zaten elimde olsan şemsiyemi açtım. Şemsiyeye bir servet de yatırsanız, 10 liraya da alsanız farketmiyor yine de bozuluyorlar diye düşünürken gözüm trafiğe takılıyor. Yağmurun da etkisiyle trafik felç malesef. İnsanların bu deliliği neden sürdürdüklerini anlayamıyorum, hayatı çok uzun sanıyorlar belli ki; İstanbul trafiğinde araba kullandıklarına göre; evet öyle olmalı.

Binaya yaklaşırken bir espresso mu alsam yoksa ofisteki filtre kahveyi mi içsem diye düşünüyorum. Günün ilk kahvesi filtre olabilir ama öğleden sonra artık çamur içiyormuşsunuz gibi bir his oluşuyor. Nedeni muhtemelen farklı ofislerdeki kalmış kahveleri karıştırıp tekrar ikram ediyorlar. Tipik Türk aklı. Öğleden sonra içmeye karar verip, ilerliyorum. Neden sonra, okuduğum külliyat üzerinde düşünmeye başlıyorum..

Isaac Asimov'a ait ve onun hikayeleri ile alakalı yaklaşık 30 küsür kitap veya novella okumuşumdur, bu süreçte. Tüm bu kitaplar içinde en çok aklımda kalan yer nedir diye düşünürken, sanırım Kongre üyesi Golan Trevize ile Profesör Pelorat'ın, kendilerine verilmiş olan uzay gemisine, Uzak Yıldız'a (Far Star), ilk bindikleri sahnedir. Çok ama çok keyif vermişti bana.

Elbette Isaac Asimov'un cümleleri ile anlatmama imkan yok fakat kendi cümlelerimle kalitesiz bir özetini verebilirim size:

Uzak Yıldız, Terminus'un en son teknolojisini (state of art) kullanarak ürettiği yeni nesil bir gemidir. Aynı günlerde, Vali Harlo Branno, mecliste kendisine sürekli çıkıntılık yapan Trevize'den kurtulmak istemektedir. Şansa bakın ki; hiç beklemediği bir anda fırsat ayağına gelir.

Trevize, Hari Seldon'un konuşması sırasında, - ki bu konuşmalar geleceğe yapılan bant kayıtlarından başka birşey değildir- metnin ayarlanmış ve değiştirilmiş olduğunu öne sürmüştür. Terminus gezegeninde, bu önerme, dine edilmiş bir küfür sayılmaktadır ve cezası idamdır. Bu fırsatı kullanan Harlo Branno, Trevize'yi hapse attırır.

Harlo Branno, oldukça usta bir siyasetçidir ve Trevize'yi hapse attırmasının homurtularının er ya da geç kendi sonunu getireceğini bilmektedir. Bir an önce kurtulmak için Trevize'ye bir teklif götürür.

Teklif ise, Trevize'nin, Uzak Yıldız'a binerek dünyayı aramasıdır...

Bu olaylar silsilesi sonucunda Trevize ile Pelorat, Uzak Yıldız'ın güvertesine çıkarlar. Gemi yeni nesil bir gemidir ve ortada herhangi bir köprü veya kumanda kontrolleri bulunmamaktadır. Sadece kadife bir masa, sandalye ve rahat koltuklar vardır.

Trevize'nin askeri geçmişi olduğu için gemi kullanma yeteneği vardır, fakat Pelorat'ın yoktur. Pelorat bilim adamıdır ve Dünya'yı bulmaya kendini adamıştır.

Haliyle gemiyi kongre üyesi kullanacaktır.  Geminin kontrol mekanizmasının masa ve sandalye olduğunu tahmin eder ve gider oraya oturur. Bekler ama gemi hiç tepki vermez. Masanın sağını solunu kurcalar, orasını burasını çekiştirir yine de bir sonuç alamaz. Durumdan sıkılır ve çaresizce ellerini masanın kadife yüzeyine bırakır. Elleri, masa ile temas eder etmez tüm görüntü değişir ve kendini bir anda uzay boşluğunda bulur. Gemi ile Trevize'nin bilinçleri birleşmiş ve tek bir bilinç haline gelmişlerdir. Çok geçmeden geminin tüm yeteneklerini kendi yeteneklerine kattığını anlar. Uzak Yıldız'ın işlem kapasitesi dahi kendi beyninin işlem kapasitesine eklendiğini hisseder. Düşündüğü anda insan beyninin çözemeyeceği karmaşıklıktaki algoritmalarının çözümleri gözünün önünde pırlanta gibi ışıl ışıl parlamaktadır. Gemi, gelişmiş biyomekanik arayüzü ile kendi uzantısı olmuştur. Sadece kullanmayı öğrenmesi gerekmektedir.

Trevize, ne zaman geminin bilincini kendi bilinci ile birleştirse, geminin, tüm sensörlerini kullanabilmekte, teleskopunu kullanarak uzayda dolaşabilmekte, rota hesaplamaları yaparken geminin tüm kapasitesini kullanabilmektedir, geminin tüm alarm ve kontrol sistemlerini kendi vücudunu kontrol ettiği gibi kontrol edebilmektedir...

Muhtemelen sizi pek etkilemedi fakat bende şok etkisi yaratmıştı...

Şimdilik bu kadar dostlar, okumayı düşünüyorsanız, Isaac Asimov'un diline hakim olabilmeniz için bu kitaptan başlamanızı öneririm: Tık

Show Comments